18 Şubat 2019 Pazartesi

İnstagram mı? Blog mu?

Kabul edelim  instagram öyle bir adapte oldu ki uygulamalar arasına, fotorafçılıktan  satışa  Blogger olmaktan YouTube'da kadar tüm aplikasyon ve seçeneklerin bir şekilde yerini doldurmayı başardı...

Yıllar önce bu blogspot hesabımı açtığımda öyle heyecan duymuştum ki  içim içime sığmıyordu gelecek yorumları beklerken ve tabiki yanıtlarken...


Zaman zaman yazacak vakit olmadı, bazen vakit oldu ama yazacak enerjim olmadı ve geldik işte bu günlere...


Bir kaç defa başka bir hesap açmayı da düşünmedim değil sosyal çevremde olanların bu hesap ismi bilmelerinden ötürü ama Grilady isminden de vaz geçmek istemedim ... 🤗



Ve sonra  bir gün instagram denen uygulama geldi, çok iyiydi 😄😄🤣


Şaka bir yana bir çok kişi için para kazanma yeri oldu bu uygulama ve blogspot ta geriye gerçekten okumayı ve yazmayı sevenler kaldı...



Evet evet  siz !

Şu anda bu yazımı okuyorsanız siz de o çok kıymetli okurlardan birisiniz.



 İyiki öylesiniz... 🤗




Bugün yazmayı ne çok özlediğimi ve bana ne kadar iyi geldiğini hatırladım bloğum sayesinde ve günlük hedef listeme en az  2 günde bir yazı yazmayı da not ettim ..

İnsan kendine verdiği sözleri tutmak konusunda başarılıdır değil mi?

Tarihe bakın ve önümüzdeki günlerde beni takip edin bakalım ... 🤗


Sevgiler....

Kendini Mutlu Etme Rehberi

Bu yazı öncelikleri sebebi ile kendini sevmeyi , şımartmayı unutan ve ruhunu çokça ihmal eden kendim için ...




Birisinin hayat görüşünü beğenmeyip, birkaç kelime söyleyip yada birkaç eleştiri diyelim...
Ve tam da o konumda olmak ve tam da dalga geçtiğin özellikte biri olmayı başarmayı nasıl açıklamalıyız bilmiyorum...

Ki  'Kınadığın şeyi yaşamadan ölmezsin' hadisinde bahsettiği gibi 28 yıllık hayatımda bir çok kınama vakası yaşadığımı da belirtmem gerekiyor ...

Bundan sonra niyetim odur ki ; kadına dayatılan işler omuzlarımı bu kadar zorlarken artık onları yüklenmeyi bir kenara bırakacağım ...

Kendimi sevmiyor değilim ve bunu yapmak için bulamadığım vakti gereksiz tüm işlerden çalıp kendine odaklanacağım...

Ve biliyorum ki şu anda bana ağır gelen onca sorumluluk  gün gelecek gözümde çok önemsizleşecek ve anlamını yitirecek .
Tüm gün bakmakla uğraştığım ve zamanımı feda ettiğim evlatlarım yuvadan umup gidecek ve ben belki de yapmak istediklerimi ötelesdiğim için kendime çok kusacağım...

Herkesi çok ama kendimi az sevdiğim için....



17 Şubat 2019 Pazar

Beni Ödülle Cezalandırma / Kitap İncelemesi

Kitap Yorumu



Doktor Özgür Bolat biz ebeveynler, eğitimciler ve tüm anne baba adayları için muazzam bir eser  hazırlamış. Kitabın ismi Beni Ödülle Cezalandırma .

Peki nasıl olur da bizlerin teşvik amaçlı sık sık başvurduğumuz ve dahası çocuğun da karşılılığında birşeyler elde ettiği bu yöntem 'Ceza' olabilir ?


Yazara göre ödülle çocuklara yapması gerekenleri yaptırmak mümkün. Ama devamlılığı sağlamak için sürekli çocukları heyecanlandıracak yeni ödüller bulmak zorunda kalacak vee çocuk , ödülsüz iş yapmamaya başlayacak ve dolayısıyla da sorumluluk ve değer kazanamayacak.



Ayrıca yapılan araştırmalarda ödülün iç motivasyonu öldürdüğü , başarma hissini körelttiği de belirtiliyor. 

Bir çocuk yapması yada zaten sevmesi gereken işler için ödül alıyorsa ' Bu işin karşılığında ödül alıyorsam ben işi sevmiyor olmalıyım ' diye bir çıkarımda bulunuyor. Dolayısıyla ödülle motive olan çocuğun yaptığı işten soğuduğu gözlemleniyor. 


Şirketlerde pirim yada ödül sistemi ile çalışanlarından daha verimli hizmet alan kurumların olabileceğini kabul aden yazar , bunun sadece mekanik işlerde mümkün olabileceğini , düşünce ve yaratıcılık gerektiren işlerde ödülün ters etki yaparak eksi duruma geçileceğini vurguluyor.

Aynı zamanda ödül sisteminin zamanla değerleri olumsuz etkilediği  , ödüle odaklı hizmetten dolayı yapılan işin de kalitesinin azalttığı görülüyor .


Aynı zamanda ödül , kişilerin kendi ile ilgili değerlerini de olumsuz etkiliyor .İnsanların doğasında olan ' kabul görme isteği'' söz konusu ödül kazanımı gerçekleşmediğinde yerini başarısızlık duygusuna bırakıyor .Özgüvensizlik ve kabul görememe duyguları bireylerin sosyal hayatlarında çekingen ve içe kapanık ve dahası mutsuz olmalarına neden oluyor.

Peki ödül vermek bu kadar zararlı ise aileler nasıl bir yol izlemeli ?

Örneğin ödevini yapmak istemeyen bir çocuğu ele alalım ; 
Çocuk ödev yapmak istemiyor ve anne ' ödevini yaparsan sana tabletini vereceğim ' diyerek ödevini yapması için çocuğu teşfik ediyor. Burada çocuğun aldığı mesaj aslında ' Tabletimi almazsam ödev de yapmak zorunda kalmam. ' oluyor . 

Doğru olan, bu konuda çocuğun hangi sebep ile ödevini yapmak istemedeğini öğrenebilmek. 

Çocuklar evvela anne babayı model alarak öğrenmeye başlar . Çocuğunuzda yapmasından hoşlanmadığınız davranışları konusunda benzer şekilde davranıp - davranmadığınızı kontrol etmelisiniz. Anne - babanın yapmaya devam ettiği şeyleri (örneğin kola içmek ) çocuğa ' Yapma diyerek hiç bir sonuç elde edemezsiniz.    

Aileler ' koşulsuz ebeyenlik ' prensibini belirlemeli ve çocuklarına karşı yazarın PİDE diye  kodlandırdığı aşamaları uygulayarak çocukları ile daha sağlıklı ilişkiler kurmalıdır.

Perspektif : Çocuğun bakış açısını öğrenmek ve anlamak .

İhtiyaç: Çocuğun yaptığı yanlış davranış onun bir ihtiyacı olabilir. Bunu incelemek ve anlamak.

Duygu : Çocuğun duygusunu anlamak ve onaylamak . Bazen çocuklar bir şeye direttiğinde altında yatan sebep korku yada endişedir.

Emek : Aile çocuğunun davranış sorunlarını çözmek için çaba harcamalı dolayısıyla ' emek vermelidir '



Peki Çocuklar Nasıl Öğrenir ?

Koşulsuz ebeveyn olmaya adım attık ve perspektif , ihtiyaç , duygu ve emek adımları eşliğinde çocuğumuzu anlamaya çabalıyoruz . 

Yazara göre kişiler öğrenebilme için akışta olmalıdır . Nedir bu akış ?
Hedefler ne çocuğun yaparken sıkılacağı kadar kolay , ne de yapamayacağı ve hayal kırıklığı yaşayacağı kadar zor olmalı . İkisinin arasında ( akışta ) ve çocuğun seviyesinin biraz üzerinde olmalıdır. Çünkü yapılan araştırmalar gösteriyor ki insanlar sevdikleri işi yapmıyor. Yapabildikleri işi seviyor ve bunda gelişim gösteriyorlar.


Çocuklar geribildirim yaparak ( Soru sorduğunda anlamaya çalışmak ve duygularını ifade etmesi için sorular sormak ) ve özdenetim ( seçme hakkı tanımak ve fikrini sorarak ) ile gelişir ve öğrenir .

Tüm çabalar ve doğru iletişim kurma yöntemlerimize rağmen çocuk hatalı davranışında ısrar ediyorsa burada en son yapılması gereken ise 'Bedel Ödetmek   oluyor  

Bu kesinlikle bir cezalandırma değil ve çocuğun da bu şekilde algılamaması için  uslup ve tarzımıza dikkat etmeliyiz  

Örneğin yemek saatinde yemek yemek istemeyip  hemen akabinde yemek isteyen çocuğa yemeğini kendisinin hazırlaması yada bir sonraki yemek saatine kadar beklemesi (yani davranışının bedelini ödemesi   istenir . Tabiki tüm bunlardan önce anne baba olarak ve çocuğun da birey olarak fikri alınarak aile kurallarının belirlenmiş olması gerekir... 




Bir kitap incelemesinin de sonuna geldik . 
Sonraki okumalarda görüşmek üzere .. 🤗 












13 Ekim 2018 Cumartesi

İç Döküş

Saat 12:34 ve ayaklarımda küçük oğlumu uyuması için sallarken, diğer oğlumun da elinde tableti beynini uyuşturmasına müsaade etmişken işte buradayım...

Sosyal medya hesaplarımdan kaldırdığım blog bağlantım sayesinde umuyorum ki, başbaşayız. Umuyorum ki tanıdık birileri yoktur mutsuzluğumu okuyup, kendi hayatına pay çıkarıp, başkalarının üzüntüleri ile beslenen...

Her neyse,

Siz beni tanımayan, muhtemelen de tanımayacak olan güzel insanlar,
Güzel diyorum çünkü hala bu satırları okuyorsanız ve hiç tanımadığınız bu insanın hayatına bir şekilde dokunacak, paylaşacak ve belki bir iki satır yorum yazacak kadar güzelsiniz hepiniz...

Şu an hayatımın en güzel döneminde miyim acaba, ne dersiniz?

27 yaşında genç bir anne, iki sağlıklı güzel evlat, işleri şükür yolunda giden ve çalışmıyor olmama rağmen evini geçindiren bir eş, babamın yeni aldığı evde oturuyor olmamız, temiz - güzel eşyalar, güzel bir beden  ince bir fizik, kitaplarla dolu bir ev 🏡...

Çok şükür, böyle yazınca daha çok farkına vardım şuan sahip olduğumuz nimetleri. Asla hadsizlik edip  nankör biri  olmak istemem. Allah herkese daha iyilerini nasip etsin, şu üç  günlük dünyada sıkıntısız, kedersiz geçirelim İnş günlerimizi.

Ama içim sıkılıyor dostlar...

Her günümün evi toplayıp, yemek yapıp, üç beş kitap okuyup, çocuklarla ilgilenerek geçmesi ruhumu köreltmeye başlıyor.

Yavaş yavaş tükeniyorum sanki...

Asla büyük konuşmamalı insan çünkü ben tam o büyük sözlerimin ortasındayım şuanda.

İlk çocuktan  yıllar sonra ikinci çocuk ne zaman? Diye sorduklarında ben 'Ben hayatını sadece çocuk büyütmüş biri olarak geçirmiş biri olmak istemiyorum. Bu hayat sadece anne olmak için değil, benim de hedeflerim hayallerim var...' cevabını verirdim. Vardı da...

İşe giderken İngilizce öğrenmeye çalışır, Deli gibi kitap okurdum ayakta geçen metro yolculuklarında..

Sonra ikinci kez anne oldum. 🤗 Sanki ilk kez gibi öyle güçlü ki bu duygu  İçime sine sine verdim tüm zamanımı , her dakikamı...

Şimdi neredeyse 2 yaşında, kendini bir anlamda kurtarmış bir çocuk var karşımda, anneliği ve çocuklarımı çokk seviyorum ama ben bu anne profiline sıkışıp kaldım sanki !

Geceden toparlanmış bir ev, temiz bir mutfak ve tertemiz bir ev olmadan huzuru yakalayamıyorum. Tüm koşullar hazır olmadan ne tv açıyorum, ne bir kahve içip kitap alıyorum elime...

Zihnimdeki tüm yapılacaklar bittiğinde ise neredeyse akşam üzeri olmuş ve yemek yapma zamanı gelmiş oluyor.

Tamam, bu kadar abartmayalım, bu zaman içinde dışarı çıkıyor, yeni kitaplar alıp satışa sunuyor ve online sahaflık yapmaya devam ediyorum.  Peki ya ben???

Kendim için ne yapıyorum?


İşten geç gelen, kendi işi olduğu için çalışma saati net olmayan bir eş ve yalnız yaşayan, yalnız akşam yemeği yiyen ve iki çocukla ilgilenirken zaten sinirli bir yapıya sahip olan - dırdırcı kadın profilini tam anlamıyla yansıtan BEN...


Hani hayaller?
Hani anlayışlı ve yardımcı bir eş??
Hani takdir eden güzel insanlar?

Çırpınışımı eşim dahil kimse görmüyor gibi...
Yoksa umrumda değil mi bütün gün uğraşılmış çocuklar ve temiz bir ev, hergün düzenli yapılan yemekler...

Bakımlı ama suratı düşmüş bir eştense, dağınık bir ev ama kafası dertli toplu bir eştir belki beklediği bir erkeğin...

Peki benim beklentilerim???

Biraz takdir, biraz farkında olma ve az destek ile yapamayacağım fedakarlık yokken ben sadece kendi kendime karada kürek çekiyor gibi hissediyorum.

Canı cehenneme diyorum, başlarıö evine de işine de...! Kendime bakacağım, öncelik kendi mutluluğum olacak diyorum ama yaşadığım evi boşveremiyorum  olmuyor...

Hayatımı yaşayamıyor gibi, boşa harcıyor gibi hissediyorum.

Dahası babasız çocuk büyütüyor gibi, yalnız yaşıyor gibi... Sanırım bu en çok acıtanı...




24 Eylül 2018 Pazartesi

Utan!

Bezen utanmak gerekir hayatta, sahip olduklarına bakışın bile terk dibine girmeni gerektirebilir zira.



Az önce apartmanımızı silen arkadaşla sohpet ettik ayak üstü, konuşm içeriği, bana hissettirdikleri, her birimizin yan yana ama nasıl da bambaşka hayatlar yaşadığını hatırlattı bana.


Çalışmak zorunda ve iki çocuğunu emanet edebileceği kimse olmadığından, bazen ufak oğlunu da yanına alarak temizlikten ek gelir elde etmeye çalışan bir anne...

Bir yandan da ben, hergün çocuklarına sıkıntısız biçimde, türlü imkanlarla baktığı için yorgunluktan, dışarı özgürce çıkamamaktan den vuran, şikayet eden hadsizce.!


Diğer yandan bir apartman daha bağlama ümidi ile alın teri ile parasını kazanmaya çalışan bu arkadaş...

Sohpet bitip kapıyı kapayınca aslında kendi gerçekliğimi kapattım suratıma tokat niteliğinde...

Bugün yeterince utandım nankörlüğüme...

Üstüme düşen şükrü yaptım cılız bir sesle, biraz mahçup ve bolca minnettar gözümü açan Rabbim 'e....



23 Eylül 2018 Pazar

Geceye Not

Herşey, tüm yaşam akışı çok güzel...

Yeter ki neyi görmek istediğine karar ver!

Mesela şu an uyumak yerine  bunları yazma istediğim, paylaşabilme arzusu bile öyle kıymetli ve özel ki...

Nefes alıyor olmak, tv kumandası ile istediğim kanalı seçebilmem,

Hemen yanımda soğumasını beklediğim yeşil çayın,

Dolapta duran ve yememe konusunda direndiğim, aklımı çelen kakaolu bisküvi 🍪...

Evdeki bu huzur veren sessizlik,

Odalarında uyuyan iki dünya tatlısı oğlumun varlığı...

Aşağıya doğru eğilim yaşayan göz kapaklarım ...

Ve ben...

Herşey çok güzel!


Şu an 'anda' olan onlarca neden...


Mesele zihin sesini susturup etrafımıza kulak kesilmekten ibaret!

Haydi sende bak, senin şükür sebeplerin neler bu akşam??


18 Eylül 2018 Salı

Deli Anne ' den İnce Hayat

Aynı anda birden fazla kitap okuyan biri olarak bu kitabı sindire sindire, yudum yudum okumayı seçtim...

Tıpkı bloğunda yazdığı gibi, ahenkli ama telaşsız, ruhunuza işleyen kelimeleri ile, hep sevdiğim ve örnek aldığım o kişi...

Dünyaya bakışını sevdiğim insan Deli Anne olarak tanıdığımız Mümine Yıldız kaleminden...




Kitaptan bahsetmem gerekirse, tek cümle ile kapatmak isterim bu bahsi,

Anlatmaya kalkarsam tamamınından bahsetmek zorunda kalırım.


Bu kitap içe dönmeyi, kainata farklı gözle bakabilmeyi sağlıyor... 


Son zamanlarda aşk romanlarından ziyade daha Tasavvufi, daha yaşamın içinden kitaplar seçmeye başlamışken bu kitap tam da aradığım şey oldu.

Tarzını merak ederseniz Deli Anne bloğuna yada Mümine Yıldız İnstagram hesabına göz atabilirsiniz 🤗 🤗 

11 Eylül 2018 Salı

Evde Kedi Beslemek




Evde yeni bir üye, yeni bir Can her zaman tazelenme verir o sıcak aile ortamına...

Defalarca evcil hayvanı olmuş ve özellikle peşinizde dört ayaklı ve huzurlu olduğunda mırıldanarak gezen bir kedi için gönül rahatlığı ile söyleyebilirim evde evcil bir dost edinmenin şart olduğunu.



Geçtiğimiz günlerde içime yine bir kedi sahiplenme aşkı düştü, aradım taradım ve sonunda uysal olmaları ve renklerine olan hayranlığım neticesinde scottish fold cinsinde karar verdim.

Renginin Güzelliğine Bakar Mısınız? 💖

Hatta biri ile anlaştım, geriye gidip teslim almak kaldı...

Ve ertesi gün, bir yandan sokaktan mı sahiplenseydik diye düşünürken kapımızın önünde güzel bir sarmal kedi karşıladı bizi. Meğer sürekli buralarda dolaşır, alt komşumuz da mama veririmiş bahçede ona. 🤗

Dedim ki işte bu, aile üyemiz! Allah karşımıza çıkarttı onu..

Her neyse aldım hemen aşı, kum kabını ve mamasını kucakladık getirdik evimize karameli...

Evde de dışarıda olduğu gibi gayet sakin ve uyumlu... Hemen benimsedik birbirimizi, çocuklar da çıldırıyor tabi mutluluktan...

Karamel in evimizdeki ilk gecesi 


Ertesi sabah uyandığımızda çocukların ilk işi karameli aramak oldu evde ama, aradık taradık yok...

İçime oturdu resmen onu evde bulamayışımız. 3.katta olan evimizin aralıklı camı olan balkondan atlayıp kayıplara karıştı... Dahası arkasında bir sürü soru işareti ve üzüntü bırakarak bize.


O gün alt ve üst sokakları karış karış aradım defalarca, 3.kattan atlayan bir kedinin sağlığı nasıl olur, araştırdım durdum gün boyu ve en son aklımıza mamasını yine bahçeye koymak geldi.



Ve akşam üzeri Karamel geri geldi 👑 👑 😊


Bahçede bağıran büyük oğlumun sesi hala kulaklarımda, uzun zamandır bu kadar sevindiğim bir günü hatırlamıyorum... 🤗

Sonuç olarak dostlar, Karameli tekrar eve almadık...

Alışmış olduğu özgürlüğü kısıtlamak ve onu eve hapsetmek bencilce geldi...

Ve laf aramızda bu zamana kadar 3 kedisi olmuş biri olarak evde kedi tuvaletinin nasıl da kötü koktuğunu deneyimlemiş oldum.

Bunun bir çözümü var mı bilmiyorum ama, ev ortamına alışmış bir kedi sahiplenme fikrinden de vazgeçtim sanırım bu vesile ile...

Daha önce hep çalışırken kedi baktığımız için koku vs pek umurumuzda olmuyordu akşamları eve yorgun geldiğimiz için...

Evinde kedi olan arkadaşlar varsa paylaşırlarsa çok sevinirim. 🤗


Siz ne düşünüyorsunuz evde kedi, köpek bakma konusunda?
Özellikle ufak çocuk olduğunda.

Benim temizlik ve güzel koku damarım ağır bastı, uzun bir süre erteledim sanırım bu sevdayı....



6 Eylül 2018 Perşembe

Beyonce Heat Kissed Parfum

Daha güncel, daha 'ben' konularda yazmak istesem de gerekli zaman dilimini hep başka yerlerde kullanıyorum ve bloğumu atlıyorum malesef. Oysa burası yaşamımda bıraktığım bir iz, kendimle başbaşa kalabileceği çok özel bir alan.

O yüzden iki gündür bayıla bayıla kullandığım, kalıcılığı yeterli olmayan ama noktalarına bayıldığım yeni kokumu tanıtmak istedim sizlere, Beyonce Heat Kissed Parfum Deodarantı... 🤗


Deneme amaçlı aldığım bu uygun şişenin kesinlikle parfümünü de temin edeceğim.
Kış için daha uygun noktalara sahip bu koku kesinlikle kendinizi daha çekici ve hoş hissetmenizi sağlıyor... 🤗

Siz hangi parfümleri kullanıyorsunuz?

Benim kokum diyebileceğiniz ve sürekli kullandığınız bir marka var mı?

Haydi, gelsin tavsiyeler 🤗🤗❣️





29 Ağustos 2018 Çarşamba

Yaşama Bakış

🖤 Sabahın altısında kalkmak, onda yemek. Akşam altıda yemek ve onda yatmak. İnsanı on kere on yaşatır.

🖤Beklemesini bilenin her istediği olur.

🖤Yaşamın en muhteşem mutluluğu, insanın sevdiği bir şeye inanabilmesidir.



Victor Hugo 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...