27 Mart 2019 Çarşamba

Bir İngiliz Drama Dizisi, Poldark



Televizyon yada düzenli film izleme alışkanlığımı kaybedeli uzun zaman oldu .
Yabancı dizilerin vakit öldürdüğüne dair olan inancım da sizlere adından sıkça bahsettiğim Outlander ile kırıldı.


Okul zamanlarında tarih dersinden zerre haz etmeyen biri olarak, dönem dizilerinden bu kadar keyif almamın tek bir açıklaması olabilir;
Bu diziler kesinlikle çok çok iyi yapımlar ve mekanından  kostümüne, diyaloglardan günlük yaşama kadar sizi çağınızdan koparıp yüzyıllar öncesine bırakmayı çok iyi beceriyor!


Gelelim Poldark 'a...

Açık konuşmak gerekirse başrol oyuncumuz Aidan Turner' ı ilk gördüğümde diziye başlama heyecanım birazcık kayboldu ...
Başrol oyuncusu için ve özellikle bu bir İngiliz dizisiyle insan sarışın ve daha göz dolduran bir erkek oyuncu bekliyor...
Bkz : Outlander / Sam Heughan


Sam Heughan


Dizi yanılmıyorsam 1700 'lerde, sınıf ayrımının olduğu yıllarda geçiyor  (Asiller, soylular  köylüler...)


Günlük yaşayış, kıtlık, aşk, İngiliz' lerin kibarlığı ve aynı zamanda sinsi ve yapmacıklıkları ...

Hem yavaş hem de çok hızlı ilerleyen bir akış ...

Her bölümde sizi sizden alacak doğa harikası manzaralar ...





Diziyi izlerken 'Sadece bu manzaralar için bile izleyebilirim  diye düşünüyor insan.


Ve başta beğenmediğimi belirttiğim Rose Poldark !



Adam bencil soylu ailesinin üzerini çizip tüm sosyete camiasının kınadığı bir şey yaparak beraber olduğu hizmetçisi ile evleniyor.
Dahası sınıf ayrımını kabul etmeyip köylülerle birlikte hareket edip sadece kendisinin değil  toplumun midesine giren ekmek için mücadele ediyor  tüm imkanlarını hibe ediyor ...

Yani anlayacağınız bu Rose Poldark karakteri dizide çok net ve çok karakteristik mesajlar veriyor.




Kendi doğruları olan,, adaletli ve dürüst bir erkeğin ortalama bir yakışıklılığa sahipken nasıl yüceltilip  hayranlık ve beğeni uyandırabileceğini deneyimliyorsunuz...


Dizi hakkında asla Spolier vermek istemiyorum. Geçmiş zamanın naifliği, sade mutluluk anlayışı , harika manzaralar , çok şık kostümler  aşk, fedakarlık ve adaletsizliğe başkaldırı konularından en az biri ilginizi çekiyorsa  bu İngiliz yapımına bir şans verin . Zira ülkesinde epey seviliyor ve 5. sezonu çekiliyor.






İzleyeceklere şimdiden keyifli seyirler ...

Sizlerin de beğendiği yabancı diziler varsa mutlaka yorumda bizimle paylaşın 🙏🌸🌸





11 Mart 2019 Pazartesi

Güne Erken Başlamak



'Sabahın ilk saatleri çok özeldir. Sanki zaman yavaşlamış gibidir,havayı derin bir huzur kaplar .' ' Robin Sharma



Güne erken başlamak ve insanın kendisi ile başbaşa kalabileceği dakikalar gerçekten de günün kalitesini çoo etkiliyor 

Bugün yataktan zor çıksam da saat 7 de tüm ev halkı hala uykudayken kahvemi yapıp kitabımı okumak ve şimdi (08:00) kahvaltı hazırlayacak olmak beni çok iyi hissettirdi.


Bu gün erken kalkmak ve kendine daha fazla vakit ayırmak konusunda attığım adımın ilk günüydü ... 🤗


@kitapci_lady, Alıntılar, altı çizili kitaplar





1 Mart 2019 Cuma

Yeniden Çalışan Anne Olmak ...

İkinci bebeğim iki yaşına gireli tam iki ay oldu ...

Ve ben yeniden çalışmak ,  günümü daha geçerli , verimli ve dolu dolu geçirmek ve en önemlisi yeniden ekonomik olarak özgürleşmek , hayallerimin peşinden gidebilmek için çalışmaya karar verdim!


Şimdi yazıya dökerken iki yaşında bir bebeğin annesinden uzun saatler ayrı kalması için erken bir yaş olabileceğini de  hissettim aynı zamanda !

Oysa bunu yazıya dökmeye başlamadan hemen önce nasılda motive ve çalışmaya istekliydim. Sanırım bu da anneliğin vermiş olduğu şevkat ve içgüdüden kaynaklı ...


İşte böyle dostlar ...

İnternet üzerinden yaptığım kitap satışları çok şükür ki kendimiçinönemli şeyler yapıyor ve bana iyi hissettiriyor ama insanız işte hep daha fazlasına yöneliyoruz , ideallerimizi yükseltiyor , yeni hayaller kuruyoruz ...

Ve ben de öyle ...
Artık o çok istediğim Londra seyahatine bir an önce çıkmak , birikim yapabilmek , çocuklarımı yeri geldiğinde daha fazla şımartmak ve hayatımı daha elle tutulanişler yaparak geçirmek istiyorum .

İki yaş sizce iş hayatına geri dönmek için nasılbirbebek açısından ?
Görüşlerinizi benimle paylaşırsanız çok sevinirim .
Sevgiler : )

20 Şubat 2019 Çarşamba

Mümine Yıldız Kaşif Kitabı İle Keşfedelim

14 Şubatta blog dünyasında Deli Anne olarak tanıdığımız Mümine Yıldız ' ın  ikinci kitabı Kaşif çıktı ...

Tabiki kendisini ve yaşam görüşünü çok sevdiğim için hemen sipariş verdim ve okumaya başladım .



Kitabın henüz başında bir şarkıdan bahsediyor . Aşağıda sizlerle paylaştığım ' Tie A Yellow Ribbon Round The Ole Old Oak Tree  '    şarkısı ...




Şarkının hikayesini,  merak eden ve araştıran Mümine abladan dinleyelim ;


' Bir adambir sebeple hapse düşüyor . Uzun yıllar yatacak . Eşine diyor ki : ' Sen kendine göre ,  bensiz bir hayat kur. ' Bu esnada eşiyle görüşe gitmiyor , mektuplarına cevap vermiyor. Aradan üç yıl kadar bir zaman geçiyor , her ne oluyorsa oluyor , adam hapisaneden çıkıyor . Çıkmadan hemen önce de eşine bir mektup yazıyor : 

' Buradan çıkıyorum , şu gün evin önünden otobüsle geçeceğim. Eğer beni hala istiyorsan evin önündeki meşe ağacına sarı kurdelen bağla. Oradan geçeceğim sırada kurdeleyi görürsem eve geleceğim, kurdele yoksa yola devamedeceğim . '' 

 Adan otobüse biniyor , heyecanlı , evin önünden geçiyor ki bir de görsün , meşe ağacına bir değil yüzlerce sarı kurdele bağlı . Sarı kurdeleyle donatılmış ağaç . Meğerse mutlu bir dere gibi şırıl şırıl akan bu şarkının sebebi ağaca bağlanan sarı kurdeler imiş . 

Bu hikayeden sonra ağaçlara sarı kurdele bağlamak bekleyişin bir simgesi oluyor .  ''


Çok naif ve beni çok etkileyen bir hikaye oldu bu ve iyi ki iz sürme konusunda çok yetekli bir tanıdığım var : Mimine Yıldız ....

Gerçekten Beni Duyuyor Musun ? Kitap Özeti

Leyla Navaro ' nun yazdığı ve yazarın ilk kitabı olma özelliğini taşıyan Gerçekten Beni Duyuyor Musun ? kitanının yorumu ile sizlerleyim.

Yazarın bir anne olması ve çocuk yetiştşrmekte tecrübeli oluşu sizinle empati içerisinde olmasını sağlıyor ve sadece çocuk bakış açısından değil bir anne - bir birey olarak sizin hangi durumda ne hissedebileceğinize dair güzel çıkarımlarda bulunuyor .


Yazar öncelikle çocuğumuzu olduğu gibi kabul edip koşulsuz sevip sevmediğimizi sorgulatıyor .

Çocuğumuza sevgimizi sadece söylediklerimizi uyguladığında mı gösteriyor , koşul sunuyoruz ?  yoksa yanlış yapsa , hatalı davransa da  her daim seviyor olduğunuzdan ve kabul gördüğünden emin hissetmesini mi sağlıyoruz ?



Çocuklar ve ailelerin farklı görüşleri ve anlayışlarıolabilir. Yazara göre çocukların söz dinlememesi anne - babaların onları bir birey olarak görüp kurallar ve beklentileri hakkında detaylıca konuşmadan sadece yaptırım gücü ile emirler yağdırmak .

Düşünün ki bir misafirliği gittiniz ve orada birkaç gün kalmak zorundasınız ; size açıklama yapmadan sadece emirler yağdıran , kaba davranan ve asla ne hissettiğinizle ilgilenmeyeb biri var karşınızda. En ufak hatanızda sizi hor görüp kendinizi  beceriksiz hissetmenize nedenolan biri ...

Böyle bir ortamda kalmak , dahası yaşamak ister miydiniz ?


Peki ailesini seçme lüksü olmayan çocuklarımız için durum nasıl ?






Çocuklarımızın kabul edilmeyen davranışları olabilir  , yazarın burada biz anne - babalara tavsiyesi çözümü dış disiplin ( Bağırıp çağırma , azarlama , tehdit etme , sevgisizlik ile ders vermeye çalışmak ) yerine önce disiplin oluşturup , sonrasında da özdenetim ile bunu çocuğun yapmasını sağlamaya çalışmak.


Önce kurallar çocuğu bir birey olarak karşınıza alıp gerekçeleri ile açıklanmalıdır.
Özdenetimn çocuk için çok önemlidir.  Henüz kendi kendine karar mekanizması gelişmeyen çocuklar için aile örnek oolmalı ve çocuğu yapması gerekenler konusunda teşvik etmelidir.

Örneğin eşyalarını nasıltoplaması gerektiğini bilmeyen bir çocuğa ' git odanı söylediğim gibi toparla ' demek yerine ,
-Hadi gel de sana nasıl yapacağınıgöstereyim şeklinde bir yaklaşımda bulunmalı , ikinci defa yapması için çocuğa şans verilmeli ve en önemlisi çok ufak bir gelişimbile olsa mutlaka ama mutlaka çocuk TAKDİR edilmelidir.

Yazara göre takdir bir davranışın tekrar edilmesi için en kesin yoludur. Çocuk takdir gördükçşe özdenetimi artacak ve kendisi bu davranışınüzerine çıkmak isteyerek öğrenecek ve gelişim gösterecektir.





Çocuk eğitimde bir önemli konu da çocuğumuzu gerçektendinleyip - dinlemediğimizdir .

Yazara göre dinleme hatalarımız bulunmaktadır . Bunları ;
Öğüt verme , çözüm üretme ve yönlendirmeyaparak dinleme.
Yadırgayarak , eleştirerek dinleme.
Soru sorarak , araştırarak ,inceleyerek dinleme . ( Benim sitilim direkt buydu malesef. )
Tehşis koyarak, tahlil ederek dinleme .
Teselli ederek , konuyu geçiştirerek dinleme .

Peki bunlar değilse doğrusu nedir ?

Katılımlı Dinleme !

Nedir Katılımlı Dinleme ?

Katılımlı dinleme , dinleyen kişinin duyduklarını tekrar etmesi , özümsemesi ve duyguyu yansıtmasıdır .


Son olarak insanlar olarak sık sık sinirlendiğimiz ve bunları zaman zaman alakaları olmamasına rağmen çocuklarımıza yansıttığımız için dikkat etmemiz iki nokta var. 
Birincisi tam olarak neye sinirlendiğimiz .
İkincisi de önceden tedbir alıp ,  durumu çevremizdekile bildirmemiz .

Yani sinirliyken karşı tarafa yükleneceğimize davranışın ve durumun üzerimizdeki etkisini açıklamalıyız . 



İşte GERÇEKTEN BENİ DUYUYOR MUSUN ? kitabının geniş özeti bu şekilde.  

Yepyeni kitaplarla görüşmek üzere ...


18 Şubat 2019 Pazartesi

İnstagram mı? Blog mu?

Kabul edelim  instagram öyle bir adapte oldu ki uygulamalar arasına, fotorafçılıktan  satışa  Blogger olmaktan YouTube'da kadar tüm aplikasyon ve seçeneklerin bir şekilde yerini doldurmayı başardı...

Yıllar önce bu blogspot hesabımı açtığımda öyle heyecan duymuştum ki  içim içime sığmıyordu gelecek yorumları beklerken ve tabiki yanıtlarken...


Zaman zaman yazacak vakit olmadı, bazen vakit oldu ama yazacak enerjim olmadı ve geldik işte bu günlere...


Bir kaç defa başka bir hesap açmayı da düşünmedim değil sosyal çevremde olanların bu hesap ismi bilmelerinden ötürü ama Grilady isminden de vaz geçmek istemedim ... 🤗



Ve sonra  bir gün instagram denen uygulama geldi, çok iyiydi 😄😄🤣


Şaka bir yana bir çok kişi için para kazanma yeri oldu bu uygulama ve blogspot ta geriye gerçekten okumayı ve yazmayı sevenler kaldı...



Evet evet  siz !

Şu anda bu yazımı okuyorsanız siz de o çok kıymetli okurlardan birisiniz.



 İyiki öylesiniz... 🤗




Bugün yazmayı ne çok özlediğimi ve bana ne kadar iyi geldiğini hatırladım bloğum sayesinde ve günlük hedef listeme en az  2 günde bir yazı yazmayı da not ettim ..

İnsan kendine verdiği sözleri tutmak konusunda başarılıdır değil mi?

Tarihe bakın ve önümüzdeki günlerde beni takip edin bakalım ... 🤗


Sevgiler....

Kendini Mutlu Etme Rehberi

Bu yazı öncelikleri sebebi ile kendini sevmeyi , şımartmayı unutan ve ruhunu çokça ihmal eden kendim için ...




Birisinin hayat görüşünü beğenmeyip, birkaç kelime söyleyip yada birkaç eleştiri diyelim...
Ve tam da o konumda olmak ve tam da dalga geçtiğin özellikte biri olmayı başarmayı nasıl açıklamalıyız bilmiyorum...

Ki  'Kınadığın şeyi yaşamadan ölmezsin' hadisinde bahsettiği gibi 28 yıllık hayatımda bir çok kınama vakası yaşadığımı da belirtmem gerekiyor ...

Bundan sonra niyetim odur ki ; kadına dayatılan işler omuzlarımı bu kadar zorlarken artık onları yüklenmeyi bir kenara bırakacağım ...

Kendimi sevmiyor değilim ve bunu yapmak için bulamadığım vakti gereksiz tüm işlerden çalıp kendine odaklanacağım...

Ve biliyorum ki şu anda bana ağır gelen onca sorumluluk  gün gelecek gözümde çok önemsizleşecek ve anlamını yitirecek .
Tüm gün bakmakla uğraştığım ve zamanımı feda ettiğim evlatlarım yuvadan umup gidecek ve ben belki de yapmak istediklerimi ötelesdiğim için kendime çok kusacağım...

Herkesi çok ama kendimi az sevdiğim için....



17 Şubat 2019 Pazar

Beni Ödülle Cezalandırma / Kitap İncelemesi

Kitap Yorumu



Doktor Özgür Bolat biz ebeveynler, eğitimciler ve tüm anne baba adayları için muazzam bir eser  hazırlamış. Kitabın ismi Beni Ödülle Cezalandırma .

Peki nasıl olur da bizlerin teşvik amaçlı sık sık başvurduğumuz ve dahası çocuğun da karşılılığında birşeyler elde ettiği bu yöntem 'Ceza' olabilir ?


Yazara göre ödülle çocuklara yapması gerekenleri yaptırmak mümkün. Ama devamlılığı sağlamak için sürekli çocukları heyecanlandıracak yeni ödüller bulmak zorunda kalacak vee çocuk , ödülsüz iş yapmamaya başlayacak ve dolayısıyla da sorumluluk ve değer kazanamayacak.



Ayrıca yapılan araştırmalarda ödülün iç motivasyonu öldürdüğü , başarma hissini körelttiği de belirtiliyor. 

Bir çocuk yapması yada zaten sevmesi gereken işler için ödül alıyorsa ' Bu işin karşılığında ödül alıyorsam ben işi sevmiyor olmalıyım ' diye bir çıkarımda bulunuyor. Dolayısıyla ödülle motive olan çocuğun yaptığı işten soğuduğu gözlemleniyor. 


Şirketlerde pirim yada ödül sistemi ile çalışanlarından daha verimli hizmet alan kurumların olabileceğini kabul aden yazar , bunun sadece mekanik işlerde mümkün olabileceğini , düşünce ve yaratıcılık gerektiren işlerde ödülün ters etki yaparak eksi duruma geçileceğini vurguluyor.

Aynı zamanda ödül sisteminin zamanla değerleri olumsuz etkilediği  , ödüle odaklı hizmetten dolayı yapılan işin de kalitesinin azalttığı görülüyor .


Aynı zamanda ödül , kişilerin kendi ile ilgili değerlerini de olumsuz etkiliyor .İnsanların doğasında olan ' kabul görme isteği'' söz konusu ödül kazanımı gerçekleşmediğinde yerini başarısızlık duygusuna bırakıyor .Özgüvensizlik ve kabul görememe duyguları bireylerin sosyal hayatlarında çekingen ve içe kapanık ve dahası mutsuz olmalarına neden oluyor.

Peki ödül vermek bu kadar zararlı ise aileler nasıl bir yol izlemeli ?

Örneğin ödevini yapmak istemeyen bir çocuğu ele alalım ; 
Çocuk ödev yapmak istemiyor ve anne ' ödevini yaparsan sana tabletini vereceğim ' diyerek ödevini yapması için çocuğu teşfik ediyor. Burada çocuğun aldığı mesaj aslında ' Tabletimi almazsam ödev de yapmak zorunda kalmam. ' oluyor . 

Doğru olan, bu konuda çocuğun hangi sebep ile ödevini yapmak istemedeğini öğrenebilmek. 

Çocuklar evvela anne babayı model alarak öğrenmeye başlar . Çocuğunuzda yapmasından hoşlanmadığınız davranışları konusunda benzer şekilde davranıp - davranmadığınızı kontrol etmelisiniz. Anne - babanın yapmaya devam ettiği şeyleri (örneğin kola içmek ) çocuğa ' Yapma diyerek hiç bir sonuç elde edemezsiniz.    

Aileler ' koşulsuz ebeyenlik ' prensibini belirlemeli ve çocuklarına karşı yazarın PİDE diye  kodlandırdığı aşamaları uygulayarak çocukları ile daha sağlıklı ilişkiler kurmalıdır.

Perspektif : Çocuğun bakış açısını öğrenmek ve anlamak .

İhtiyaç: Çocuğun yaptığı yanlış davranış onun bir ihtiyacı olabilir. Bunu incelemek ve anlamak.

Duygu : Çocuğun duygusunu anlamak ve onaylamak . Bazen çocuklar bir şeye direttiğinde altında yatan sebep korku yada endişedir.

Emek : Aile çocuğunun davranış sorunlarını çözmek için çaba harcamalı dolayısıyla ' emek vermelidir '



Peki Çocuklar Nasıl Öğrenir ?

Koşulsuz ebeveyn olmaya adım attık ve perspektif , ihtiyaç , duygu ve emek adımları eşliğinde çocuğumuzu anlamaya çabalıyoruz . 

Yazara göre kişiler öğrenebilme için akışta olmalıdır . Nedir bu akış ?
Hedefler ne çocuğun yaparken sıkılacağı kadar kolay , ne de yapamayacağı ve hayal kırıklığı yaşayacağı kadar zor olmalı . İkisinin arasında ( akışta ) ve çocuğun seviyesinin biraz üzerinde olmalıdır. Çünkü yapılan araştırmalar gösteriyor ki insanlar sevdikleri işi yapmıyor. Yapabildikleri işi seviyor ve bunda gelişim gösteriyorlar.


Çocuklar geribildirim yaparak ( Soru sorduğunda anlamaya çalışmak ve duygularını ifade etmesi için sorular sormak ) ve özdenetim ( seçme hakkı tanımak ve fikrini sorarak ) ile gelişir ve öğrenir .

Tüm çabalar ve doğru iletişim kurma yöntemlerimize rağmen çocuk hatalı davranışında ısrar ediyorsa burada en son yapılması gereken ise 'Bedel Ödetmek   oluyor  

Bu kesinlikle bir cezalandırma değil ve çocuğun da bu şekilde algılamaması için  uslup ve tarzımıza dikkat etmeliyiz  

Örneğin yemek saatinde yemek yemek istemeyip  hemen akabinde yemek isteyen çocuğa yemeğini kendisinin hazırlaması yada bir sonraki yemek saatine kadar beklemesi (yani davranışının bedelini ödemesi   istenir . Tabiki tüm bunlardan önce anne baba olarak ve çocuğun da birey olarak fikri alınarak aile kurallarının belirlenmiş olması gerekir... 




Bir kitap incelemesinin de sonuna geldik . 
Sonraki okumalarda görüşmek üzere .. 🤗 












13 Ekim 2018 Cumartesi

İç Döküş

Saat 12:34 ve ayaklarımda küçük oğlumu uyuması için sallarken, diğer oğlumun da elinde tableti beynini uyuşturmasına müsaade etmişken işte buradayım...

Sosyal medya hesaplarımdan kaldırdığım blog bağlantım sayesinde umuyorum ki, başbaşayız. Umuyorum ki tanıdık birileri yoktur mutsuzluğumu okuyup, kendi hayatına pay çıkarıp, başkalarının üzüntüleri ile beslenen...

Her neyse,

Siz beni tanımayan, muhtemelen de tanımayacak olan güzel insanlar,
Güzel diyorum çünkü hala bu satırları okuyorsanız ve hiç tanımadığınız bu insanın hayatına bir şekilde dokunacak, paylaşacak ve belki bir iki satır yorum yazacak kadar güzelsiniz hepiniz...

Şu an hayatımın en güzel döneminde miyim acaba, ne dersiniz?

27 yaşında genç bir anne, iki sağlıklı güzel evlat, işleri şükür yolunda giden ve çalışmıyor olmama rağmen evini geçindiren bir eş, babamın yeni aldığı evde oturuyor olmamız, temiz - güzel eşyalar, güzel bir beden  ince bir fizik, kitaplarla dolu bir ev 🏡...

Çok şükür, böyle yazınca daha çok farkına vardım şuan sahip olduğumuz nimetleri. Asla hadsizlik edip  nankör biri  olmak istemem. Allah herkese daha iyilerini nasip etsin, şu üç  günlük dünyada sıkıntısız, kedersiz geçirelim İnş günlerimizi.

Ama içim sıkılıyor dostlar...

Her günümün evi toplayıp, yemek yapıp, üç beş kitap okuyup, çocuklarla ilgilenerek geçmesi ruhumu köreltmeye başlıyor.

Yavaş yavaş tükeniyorum sanki...

Asla büyük konuşmamalı insan çünkü ben tam o büyük sözlerimin ortasındayım şuanda.

İlk çocuktan  yıllar sonra ikinci çocuk ne zaman? Diye sorduklarında ben 'Ben hayatını sadece çocuk büyütmüş biri olarak geçirmiş biri olmak istemiyorum. Bu hayat sadece anne olmak için değil, benim de hedeflerim hayallerim var...' cevabını verirdim. Vardı da...

İşe giderken İngilizce öğrenmeye çalışır, Deli gibi kitap okurdum ayakta geçen metro yolculuklarında..

Sonra ikinci kez anne oldum. 🤗 Sanki ilk kez gibi öyle güçlü ki bu duygu  İçime sine sine verdim tüm zamanımı , her dakikamı...

Şimdi neredeyse 2 yaşında, kendini bir anlamda kurtarmış bir çocuk var karşımda, anneliği ve çocuklarımı çokk seviyorum ama ben bu anne profiline sıkışıp kaldım sanki !

Geceden toparlanmış bir ev, temiz bir mutfak ve tertemiz bir ev olmadan huzuru yakalayamıyorum. Tüm koşullar hazır olmadan ne tv açıyorum, ne bir kahve içip kitap alıyorum elime...

Zihnimdeki tüm yapılacaklar bittiğinde ise neredeyse akşam üzeri olmuş ve yemek yapma zamanı gelmiş oluyor.

Tamam, bu kadar abartmayalım, bu zaman içinde dışarı çıkıyor, yeni kitaplar alıp satışa sunuyor ve online sahaflık yapmaya devam ediyorum.  Peki ya ben???

Kendim için ne yapıyorum?


İşten geç gelen, kendi işi olduğu için çalışma saati net olmayan bir eş ve yalnız yaşayan, yalnız akşam yemeği yiyen ve iki çocukla ilgilenirken zaten sinirli bir yapıya sahip olan - dırdırcı kadın profilini tam anlamıyla yansıtan BEN...


Hani hayaller?
Hani anlayışlı ve yardımcı bir eş??
Hani takdir eden güzel insanlar?

Çırpınışımı eşim dahil kimse görmüyor gibi...
Yoksa umrumda değil mi bütün gün uğraşılmış çocuklar ve temiz bir ev, hergün düzenli yapılan yemekler...

Bakımlı ama suratı düşmüş bir eştense, dağınık bir ev ama kafası dertli toplu bir eştir belki beklediği bir erkeğin...

Peki benim beklentilerim???

Biraz takdir, biraz farkında olma ve az destek ile yapamayacağım fedakarlık yokken ben sadece kendi kendime karada kürek çekiyor gibi hissediyorum.

Canı cehenneme diyorum, başlarıö evine de işine de...! Kendime bakacağım, öncelik kendi mutluluğum olacak diyorum ama yaşadığım evi boşveremiyorum  olmuyor...

Hayatımı yaşayamıyor gibi, boşa harcıyor gibi hissediyorum.

Dahası babasız çocuk büyütüyor gibi, yalnız yaşıyor gibi... Sanırım bu en çok acıtanı...




24 Eylül 2018 Pazartesi

Utan!

Bezen utanmak gerekir hayatta, sahip olduklarına bakışın bile terk dibine girmeni gerektirebilir zira.



Az önce apartmanımızı silen arkadaşla sohpet ettik ayak üstü, konuşm içeriği, bana hissettirdikleri, her birimizin yan yana ama nasıl da bambaşka hayatlar yaşadığını hatırlattı bana.


Çalışmak zorunda ve iki çocuğunu emanet edebileceği kimse olmadığından, bazen ufak oğlunu da yanına alarak temizlikten ek gelir elde etmeye çalışan bir anne...

Bir yandan da ben, hergün çocuklarına sıkıntısız biçimde, türlü imkanlarla baktığı için yorgunluktan, dışarı özgürce çıkamamaktan den vuran, şikayet eden hadsizce.!


Diğer yandan bir apartman daha bağlama ümidi ile alın teri ile parasını kazanmaya çalışan bu arkadaş...

Sohpet bitip kapıyı kapayınca aslında kendi gerçekliğimi kapattım suratıma tokat niteliğinde...

Bugün yeterince utandım nankörlüğüme...

Üstüme düşen şükrü yaptım cılız bir sesle, biraz mahçup ve bolca minnettar gözümü açan Rabbim 'e....



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...